Friday, September 18, 2009

Ahmadou Kourouma


Bazi cok sevdigim adamlar var, ornegin Eddie Vedder, Ken Loach... Ve bunlardan birisi de Ahmadou Kourouma...

Simdi biraz ondan bahsetmek istiyorum.

Istiklal Caddesi`ndeki Fransiz Kultur`de, sinema salonunun girisinde, cam bir sehpa icinde, Afrikali cocuk asker fotografi olan sayfasi acik olarak sergileniyordu "Allah n'est pas
obligé", ben Kourouma ile ilk tanistigimda . Fotograf ilgimi cekmisti ama kitap Fransizcaydi, dolayisiyla icinde ne yazdigini anlamiyordum. Birkac gun sonra, tesadufen bir kitapcida, yeni cikanlar rafinda, `Allah Mecbur Degil ki` adiyla cevrilen romani gorunce jeton dustu. Can Yayinlari bu kitabi basmisti, sanirim basilmasina onayak olan Fransiz
Kultur de cam bir sehpanin icinde sergileyerek minik bir reklam kampanyasi . Neyse, kitabi satin aldim. Daha ilk sayfadan cok sahane bir seyi okudugum belli
oldu.
Roman Sierre Leone ve Liberya`daki cocuk askerlerin hayatini anlatiyordu, alternatif bir Afrika tarihi de okunuyordu satir aralarinda. Gayet aci bir konudan bahsetmesine rağmen ağlaklıktan alabildiğine uzak bir kara mizah saheseriydi... Bir sene kadar sonra, tesadüfen gördüğüm eski bir Radikal Kitap dergisinde, Kourouma`nin o donemde Turkiye`ye geldigini de okudum. Bir fotografı ve altinda bir kac satir vardi kendisiyle ilgili...
Internet uzerinden yaptigim arastirmalarim o donemde pek sonuc vermemisti, tatmin edici bilgilere, Fransa`daki cok prestijli bir edebiyat odulunu* aldigi
disinda, ulasamamistim.
Bugun bunun uc sebebi oldugunu soyleyebiliyorum. Ilki, Can Yayinlari yazarin ismini Ingilizce kaynaklardakinden farkli yazmisti. Ikincisi o donem internet uzerindeki bilgi miktari cok daha kisitliydi. Cunku ben buna uyanip yeni isimle yaptigim aramalarda da pek bir sonuca ulasamamistim. Ve ucuncu olarak arama motorlari yeterince iyi degildi.
Zira dun aradigimda kendisi hakkinda pek cok bilgiye ulastim, bunlardan biri de 1927 dogumlu yazarin 2003`de vefat etmis olduguydu. Üzüldüm. Ilk kitabi `Les soleils des indépendances- Bagimsizlik Gunesleri` 1968`de basmisti -tabii her iyi kitap gibi bu da uzun mucadelelerden sonra basilmisti.** Daha sonra uc dort kitap daha yazmis, hepsi de Fransa`da cok satmisti. Ancak kitaplari Ingilizce`ye araliklarla cevrildigi icin yazdiklari, dunyanin buyuk kesiminde taninmamisti. Ilginc bir not olarak kendisinin 1950-1954 arasinda Fransiz lejyonuna katildigini da soyleyeyim. Bir devrimci olarak niyeti devrimin silahli kismi basladiginda deneyimli olmakmis! Tabii bu faliyetleri yillarca surgunde yasamasina sebep olmus. Hayatini farkli
Afrika ulkelerinde bankacilik ve muhasebecilik yaparak kazanmis Kourouma Malinké. Ancak ana dili yerine, okulda ogrendigi Fransizca`yi kullaniyor. Ancak bolca bozarak, zira bir Afrikalinin aklindan gecenleri Fransizca ile anlatmayi mumkun gormuyor.

*Fransa`da iki onemli edebiyat odulu varmis. Prix Goncourt daha populer urunlere verilirken; digeri daha kiyida kosede kalmis, kadri bilinmeyen orneklerden seciliyormus. 1926`da Goncourt
odulunun sonuclarini bekleyen gazeteci ve elestirmenler beklemekten sikilinca, kismen uyduruk bulduklari bu odulden bagimsiz, bir oylama yapmislar. Daha sonra geleneksellesen odulun
ismi 1631`de ilk Fransiz gazetesini cikaran Théophraste Renaudot`dan geliyormus. Kourouma`nin aldigi Prix Renaudot tabii ki...

**Nasil oluyor da bir suru basyapit yayincilar tarafindan begenilmiyor anlamiyorum. Bir yayinevi editoru bir basyapitin kokusunu nasil ilk sayfadan almaz? Ornek: John Fowles`dan
`Koleksiyoncu`, Vladimir Nabokov`dan `Lolita`...

2 comments:

indis said...

eddie vedder a bayılıyorum ben de, son halleri ne kadar güven verici bir hal aldı:)

pembe gözlüklü kedi said...

Eksi Sozluk`te falan hakkinda yazilanlari okuyunca tuylerim diken diken oluyor, resmen gururlaniyorum... Sanki abimmis, ya da ailemden biriymis gibi geliyor. Ove ove bitiremem kendisini... :)